8 Aralık 2010 Çarşamba

Mağazalardaki büyük kabus : Satış Elemanı

Alışverişe gitmeyi seviyorum. Evet cidden seviyorum, asla da inkar etmedim. Ancak belirli nefret ettiğim unsurları var ki, alışverişe dair tüm sevgimi bir anda yitirmiş hissediyorum... Misal, alışverişe asla kendiniz de birşeyler almayacaksanız, sırf arkadaş hatrı falan için gitmemelisiniz. Bir yerden sonra hem berbat şekilde yorulduğunuzdan dolayı evde oturup film falan izlemek yerine alışverişe gelme gafletinde bulunduğunuz için kendinize kızarsınız, öte yandan berbat da bir alışveriş arkadaşı olursunuz. Zira sürekli somurtacak ve gitmek için yer arayacaksınızdır. Yani kendiniz de birşeyler bakmak istemiyorsanız uzak durun oralardan. Gidin parka bahçeye deniz kenarına çıkın yahu! Para harcamadan gezilecek yer mi kalmadı? İnsan içine çıkın nefes alın ;)
Neyse öte yandan bir de ihtiyaç hali vardır ki, bu sizi alışverişe mecbur kılar. Bugün de birkaç şeye ihtiyacım vardı ve malesef nefret ettiğim alışveriş unsuruyla bir kez daha yüzleşmek zorunda kaldım, bildiğin işkence!

Bir kere bunca yıllık alışveriş hayatımdan öğrendiğim ve uzak durulması gereken ilk şey, kesinlikle satış elemanıdır. Bir alışveriş merkezinde en nefret ettiğim insan kitlesi bunlardır. Mecbur olmadıkça başvurulmaması gereken insanlardır bunlar. Özellikle pahalı ürünler satan mağazalardakiler iki kat tehlikelidir. Bu tip mağazalar herkesin bütçesine uygun olmadığından ötürü genelde boş olurlar. Yani ortada ihtiyaç fazlası eleman durumu vardır. Bu mağaza ihtiyaç fazlası elemana neden para öder hala bilmem :D Neyse sorun da o değil zaten..

Efendim bu satış elemanları müşteri ile pek karşılaşmadıklarından dolayı siz içeri girer girmez adeta üzerinize atlarlar. Bakınmak için geldiyseniz bile on defa nasıl birşey baktığınızı sorarlar ve "bakıyorum ben öyle" yanıtı onları asla tatmin etmez. Bu yanıta verecek "bakın şunlar yeni sezon ürünlerimiz, dün geldiler, bence size çok yakışır" cinsinde yanıtları her daim mevcuttur. Bütün satış elemanları tepenize üşüştüğünde o mağazadan çıkışınız da zorlaşacaktır, zira bakışları sizi birşeyler almaya yahut en azından denemeye yöneliktir. Bu tuzağa düşerseniz, işiniz çok daha zor olacaktır...

Bugün de uzun süre kullanılabilirlik açısından paradan çok da kaçmamaya çalışarak bir elbise almak istiyordum. Bu da beni kaliteli mağazalara gitmeye yöneltti. Kendi tezimin kesinlikle farkındaydım ancak ulaşmak istediğim de kaliteli bir üründü. Bile bile lades yani.. d:
İçeri girdiğimde tüm gözler tam da beklediğim üzere bana çevrildi. Bir anda herkes "hoşgeldiniz efendim" , "ne arzu edersiniz efendim" , "şunlarımız da yeni bakın efendim" diyen insanlarla dolup taştı. Antipatim var diye "ben bakıyorum öyle yaa" dedim. Hoşnutsuz olarak bir adım geri çekildiler. Savaşı kazandığımı sanmıştım, ancak yanılmışım.. hahah 

Kabinden çıkmamla elemanların tamamını yine dibimde bulmam bir oldu. Boy aynasını bilerek kabine koymamışlar ki, müşteri satış elemanıyla muhatap olmak zorunda kalsın! Elbise kesinlikle iyi olmamıştı. Sonra şenlik başladı tabii.. 
Vicky:  Yok yaaa olmadı bu neyse napalım..
Satış elemanı: Aaa!! Olurrmu öyle şeyyy!! Ne kadar da yakışmışşşş!
V: Yok yahu nesi oldu şuna bak eteğe baksana..
S.E: Efendim bu sezon bu tarz etekler moda. Frapan ve aykırı tarzınıza çok uyacaktır! Kesinlikle alın çok yakıştı!
V: (bu noktada dikkat dağıtmak şart, antitez öne sürüyoruz) Benim aykırı olmak istediğimi kim söyledi ki?
S.E: (satış elemanı ufak bocalamasının ardından tekrar ayağa kalkar) Efendim ama bu elbise aynı zamanda sert ve kadınsı çizgileriyle son derece seksi de bir elbise! Hem de bu fiyata! Kaçmaz!
V: (yenilmemekte kararlıyım) Bu şimdi ucuz mu yani?
S.E: Bu elbiseye değmez mi efendim?
V: Yok yok içime sinmedi ben biraz daha dolaşayım en iyisi..
S.E: (panik hat safhada) Yani siz bilirsiniz tabii amaa... Mor bu sezon çok moda! 
V: (sıkılmışlık) Anlıyorum.. Yok en iyisi ben biraz daha bakayım.. 

Bu noktada zaten elemana kanmak ile kanmamak arasındaki çizgide son derece bocalamaktasınızdır. Bu sebeple bir söz hakkı daha vermeden kesinlikle çıkarmak için tekrar kabine girilmelidir. Yoksa o elbiseyi almadan oradan çıkamazsınız. Nitekim ben de öyle yaptım ve elbiseyi çıkardıktan sonra diğer elemanlara da konuşma fırsatı vermeksizin koşar adım mağazadan çıktım! hahah
Siz siz olun satış elemanına fazla prim vermeyin bebeklerim! Satış elemanı dost değil düşmandır. Yalancıdır, iki yüzlüdür, çakaldır. Hele pahalı mağazalarda bu insanlar için saydığım sıfatlar iki kat tehlike arz eder boyutta baş gösterirler. Benden söylemesi... Uzak durunuz, aman dikkat! :D 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder