11 Temmuz 2011 Pazartesi

Abartılmış bahçe muhabbetleri

Yaşlı olmak zor şey lan... Sıkıcı aslında daha çok. O kadar sıkıcı ki ota çiçeğe, börtüye böceğe falan sarıyorlar. Bizim emekli karşı komşular var bahçeye dikmişler birkaç dal ot, içinden rengi yavaştan kırmızıya dönmekte olan ping pong topu büyüklüğünde tek bir domatesimsi baş göstermiş, sabahtan beri tüm diğer emekli komşularla bunun muhabbetini yapıyorlar. Ve evet, malesef yazlıklar genelde emeklilerle dolu oluyor, lakin şans yaver giderse ara sıra bazı bazı birkaç yakışıklı torun da buralara damlayabiliyor ve biz de oradan nimetleniyoruz. :D Bu tamamen konu dışı oldu diğğğmi? Neyse hemen toparlıyorum canlar. Öhöm öhöm! Evet ne diyorum; hayır ama olay hakkaten çok komik. Hani o domatesimsi şey sanki bir domates değil de bir evlat, bir torun falan öyle bir iştahla anlatıyorlar. 


- Sizin biberler çıktı mı komşuuu?
+ Çıkmadı daha yahu her gün de suluyorum halbuki nedendir anlamadık...
- Yaaa demek sizinki çıkmadı... Yazık... Burada kesinlikle küçümseyici ve kendini bir şey sanan bir ses tonu var. 
+ Sizin domates ne oldu?
- Bizimkii? Ahaha! Bizimki tabiiiki çıktı! Hem de kızardı komşucuğum biz çok iyi bakıyoruz ona..! Gören de biricik domatesini Robert Kolejine yolladı, sonra Koç Üniversitesine yolladı, sonra da Amerikalara master a yolladı, okuttu adam etti, şimdi de kendi statüsüne uygun bir gelin/damat arıyor falan da biberi bu izdivaça münasip görmedi sanacak öyle de bir havası var...
Bu noktada "Bizimkini de Cambridge'e yolladık ama hayta çıktı işte napcan" bakışı. Biz bakmıyor muyuz ayol.. A-aa.. Pes! Eh bir denetirsin o zaman bize de?
- Burada domatesçi telaşlanır zira ortada tek bir domates vardır onun da yenmesi için iki asır daha kızarmasını bekleyecekler... Ehemm! Eee... Oladabilirmikiacaba ben bi bey ile konuşayım!


Sabahtan akşama kadar domatesler, biberler, kasımpatılar ve arka taraftaki erik ağacı üzerine derin sohbetler ve kimin daha iyi bahçeci olduğu mevzusu üzerine hararetli açık oturumlar yapıyorlar. Birbirleriyle tohum, gübre, aşı, bakım falan yarıştırıyorlar o derece yani. Hayır yani anlıyorum bir yaştan sonra ne insanın habire gezecek enerjisi ne de gezme merakı kalıyor, canı bir şey yapmak yahut bir yere gitmek istemiyor, yapılacak işler konuşulacak konular falan daralıyor bu noktayı kesinlikle anlıyorum. Sonrasında kendilerinde anlatacak şey olmadığından ötürü çoluk çocuk, torun torba, gelin damat falan anlatıyorlar onu da anlıyorum. Domates nedir arkadaşım? Kasımpatı nedir yani bir silkinin ve kendinize gelin! 


Birinin çiçeği az güneş gördü açmadı, öbürkününkinin tesadüf toprak iyiymiş iki dal sebze çıkarmış, beriki tammmm açtııımmm diye bağırırrrrrrr- fazla sudan ölmüş. Tüm bu vakıaları adeta bir madalya yarışı gibi tutuyorlar. Hakkaten yaşlanmak zor, yaşlanmak korkunç valla bak. Bir gün ben de akşam sefalarımdan iki tanesi akşamleyin benle sefa yapmadı diye neden ki acaba diye, sebebi bulmak için kendimi telef eder aklımı bununla bozarsam bütün bir hayatımı boşa geçmiş addedeceğim. En acıklı anlarımdan biri olacak yani eminim. 
Tanrı hepimizi meşgalesizlikten korusun canlar! Baba, oğul ve kutsal ruh adına! Amen!


Ha şu da size armağanım olsun izleyin, bahçedeki çiçeği tam açacakken son anda ölen komşunun ifadesi bu veletle 1e1 aynı ;) Çav canlarım! :D


http://www.youtube.com/watch?v=AQ3xtaF7FjA