zehirliyim ben. kanımda zehir dolaşıyor. böyle olmak istemiyorum oysa, hiç istemedim, hala istemiyorum. engel de olamıyorum ama. bu beni ne derece haklı kılar? masumiyet karinem hala var mı? susma hakkımı kullanmak neye yorulur spiritüal dünyada?
"başkaları cehennemdir" der sartre, haklı. başkaları ne düşünecek diye kura kura cehenneme hapsetmedik mi kendimizi dünyada? iyi ama ben kendimi de ben yapabilseydim, benim içimdeki ben cennet miydi sahiden? benim cenneti yaşamam dünyayı kalanlara cehennem edecekse bencilliğin dik alası olmaz mıydı bu durum? veya bir kişilik bencilliği göze alamadık, alamıyoruz diye bir tanecik olduğuna (neredeyse) emin olduğumuz hayatımızı kendimize cehennem etmemiz ne derece doğru? bilemiyorum.
kalıyor geriye cevapsız sorular.. anlatmak isterdim, anlamazlar. istemiyorum aslında diyeceğim, inanmayacaklar. zehir var içimde diyeceğim, incir ağacı var benim içimde, bilmiyorsunuz diyeceğim, anlamayacaklar. ömer de böyle düşünmemiş miydi içimizdeki şeytanda? o da hain değildi aslında, kurbandı. peki ben hak vermiş miydim ona? içindeki habisliği gafilliğine, acizliğine vermesine kızmamış mıydım? bir tek kendimize gelince mi taraf değiştiriyoruz böylesine? bilmiyorum. bak bunu da bilmiyorum.
ben bir tek şeyi biliyorum. zehir var içimde. tepeden tırnağa dolaşıyor bedenimi. dışarı çıkaramadığım her şey içten içe kemiriyor dört bir yanımı. görmüyorsunuz. incir ağacı var içimde, her gün daha bir kök salıyor. zehirliyim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder